Karalama Defteri

13/4/2008 - Eski ile yeni arasındaki 10 farkı bulmak - 1

Kategori: Muhasebat

Günlük tutanlar vardır, bir de tutmaya çalışanlar...

Ya, günlük tutmayı bırakıp, tuttuklarını yazmaya çalışanlar…

 

Eski defterleri karıştırırken, aşağı yukarı 6 yıl evvel yazılmış deneme babında karalanmış günlük yazılarıyla karşılaştım. Bir pazar günü kaleme alınmış. Hayret ki bu gün de pazar. Hayata bir pencereden bakıp eski ile yeni arasındaki 10 farkı bulmaya çalışmak gibi bir deneme yapılmış. “o esnada” eski ile yeni arasındaki 10 farkı tespit ettikten sonra “bu esnada” eski ile yeni arasındaki 10 farkı da tespit etmek gerek. Eski ile yeni arasında değişen çok şey olsa da akılda kalanları ise çok azdır. Bunlar akılda kalanlar işte…

 

İlgilenenlerin var olduğunu düşünerek eski ile yeni arasındaki 10 farkı bulmaya davet ediyorum sizi… Bunu özellikle edebiyat dünyasına ay’dan bakıp muhasebecilik faaliyetini icra eden biri olarak söylüyorum. Ne de olsa yaşadığımız hayatın hesabını bir gün vereceğiz değil mi?

 

“ 26.05.2002-Pazar

Hava günlük güneşlik. Hafif bir esinti. Pencereden içeriye doğru sızan ışık damlaları. Dışarıda cıvıldayan çocuklar. Sorumluluk yüklenmiş hayvanat.

Bizleri sırtlanmış nebatat. Ve üstüne basmaktan çekinmediğimiz toprak.

Çok hoş bir portre çizildi. Bu kurgu değil. Şu an pencerenin kenarındayım. Pencere bizim. Dışarıda olup biten güzel şeylerin varlığını müşahede etmek mutlu edici. İçeride de güzel şeyler var. Bir bebek. Tatlı tatlı yürüyor. İki eli de dolu. Bulup aldığı şeyleri bir oyana bir buyana evirip çeviriyor. Kesik kesik sözcükler. Anne ve baba mırıldanmaları. Sürekli tebessüm. Ve-saire.

Demek ki bakınca görüle-biliyor. Görmek gerek.

 

Penceremden dışarıya adam akıllı 15 yıldır bakıyorum. 15 yıldır pek fazlaca bir şeyin değişmediğini söyleyebilirim. Pencere tarafındaki cephede duran bahçe halen daha mevcudiyetini muhafaza ediyor. Lakin aynı şey diğer cepheler için söz konusu değil. Ne de olsa şehirde yaşıyoruz.

 

Bahçenin aşağı ucunda incir ağaçları, yukarı ucunda elma ağaçları. Pencere tarafına dönük bahçenin ortasında aşağıya daha yakın kalan yerde ise fındık. Küçük bir fındık. Bir dakika! Ne inciri, ne elması! Şöyle aşağı uca iyice bir baktım da incir ağaçlarının olmadığını fark ettim. Bir de küçük elma ağacı vardı. O da yok yerinde. Sanki yukarı uçtaki elma ağaçları yerinde duruyor! Onlarında yerinde yeller esiyor. Demek ki her değişiklik bellekte iz bırakmıyor.

Hâlbuki bunları biliyordum.

İncirlerin kuruduğunu biliyordum. Elma ağaçlarının kesildiğini de biliyordum. Ama elma ile incirlerin varlığı ve birliği belleğime kazınmış. İncirlerin değdiği(olgunlaştığı) mevsimde çıkıp toplamak benim için çok zor değildi. Aynı şeyi elmalar için de söyleyebilirim.

 

Şimdi aklıma geldi. Bahçenin baktığım tarafa bakan yerinde tam orta mevkide bir çam ağacı var idi. Çam ağacı da kuruyarak can vermişti. Ağaç motorunun darbesini de unutmuş değilim. Bu ağaçtan çam sakızı yapıla-biliyordu. Birkaç kere denemede bulunmuştum. Gövdesine sıkıca sarılıp duran kara üzümü de unutmayalım.

Ve şu an ikisi de yok.

Pencere var. Bahçe var. Bende varım. Yani esaslar var. Esasların olduğu yerde arazlar olmasa da olur şimdilik. Bugün yoksa yarın mutlaka vardırlar. Dün olmayıp bugün var bulunanlar arasına küçük bebeği de katmalıyım.

Öğle ezanı okunuyor. Aziz Allah. Yakından ve uzaktan sesler semaya yansıyor. Semadan da kulağıma. Bitti.

 

Soğannn... Patateeess... Üç kilo bir milyon. Domates. Salatalık. Patlıcan. Kayısı. Muuuzz. Sebzeci geldiiiiiiii…

Evet, bunu da ekleyelim yeniler arasına. Hafta sonları damlıyorlar. Mevsimine göre satacak bir şeyler bulup getiriyor. Türkçesi güzel. Çok anlaşılır bağırıyor. Anfi(ses sistemi) kullanmıyor işini icra ederken. Maşallah kendisi doğal anfi. Sesi pek gür. Azıcık bir akort ayarı ile meydanı inletebiliyor.

Patateess. Soğaann...

.................

 


Abdullah

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Gönder

2008-05-03 04:41:37 - bu sayfanın okunmaması büyük kayıp..

Yorumcu:
O kadar güzel betimlenmişki;
yorum yapmak için özenle seçilmiş
bir saate ihtiyacım olduğu için,
şimdi gidiyorum ama tekrardan gelecem
Sevgili Abdullah Koçoğlu.

Başarılarınızın devamını
ve kaleminizin hiç susmamasını diliyorum.

Sevgi ve Selamlar




Bağlantı

2008-04-14 22:50:20 - AÇLIK KAMPANYASI ve ASİLLER LİSTESİ

Yorumcu: Cem Akkılıç
Blogunuz çok güzel ve başarılı tebrik ederim.Yazılarınızı sürekli takip ediyorum.Şimdi izin verirseniz dikkatinizi insani bir göreve çekmek istiyorum.
Gelin blogunuza bir kampanya ekleyelim.

Dünyada her 3 saniyede bir insan ölüyor açlıktan ve bunların büyük çoğunluğu henüz çocuk.Artık onlar için bir kampanya var!Tamamen ücretsiz!

Sizde bu kampanyayı yayınlayarak hem ziyaretçilerinizi arttırın hemde faydalı işlerinize önemli bir halka ekleyin.

Bu kampanya nedir?

Birleşmiş Milletlerin Açlık Sitesine Girin.

Orada Göreceğiniz Sarı Düğmeye Tıklayın.Dünyanın Herhangi bir Yerinde Aç Bir insan Yiyecek Alıyor. Size Hiçbir Maliyeti Yok, Yiyeceğin Parası Reklam Logolarını Görmeniz ile Reklam Yapan Sponsorlar Tarafından Ödeniyor,Tüm Yapacağınız Bu Siteye Girmek ve Yiyecek Bağışla Help Feed The Hungry) Düğmesine TIKLAMAK. Bir Saniye Sürüyor, Günde Sadece Bir Kere Bağışta Bulunabiliyorsunuz.İşte bu kadar kolay!

Nasıl yayınlayacaksınız?

Sitenin linkini aşagıda yazdığım bloglarımdan edinebilirsiniz ya da kolaylık olması için
cagdasdrama@gmail.com adresimden gereken HTML dosyasını gönderebilirim.Bir mail atmanız yeterli.

Not: Kampanyayı yayınlayan siteleri kendi blogum da Onuncuköy de asiller listesi adı altında yayınlamaktayım.Burada ki amaç katılımcıların çokluğunu gösterebilmek.Siz de kampanyayı yayınladığınız taktirda lütfen cagdasdrama@gmail.com adresime web sayfanızın linkini içeren mailinizi yollayın ve listede adınız yer alsın.

Cem Akkılıç

Kampanya detayları için;

http://cakkilic.blogspot.com/



http://cemologyonuncukoy.blogspot.com/2008/03/alik-kampanyasi.html

Kampanyayı blogunda yayınlayan ASİLLER

http://cemologyonuncukoy.blogspot.com/2008/03/alik-kampanyasi-ve-asiller-listesi.html


Önemli not:Kampanyayı yayınlamak isterseniz kolaylık olsun diye HTML dosyasını gönderebilirim.Tamamen size kalmış bir durum.
Bağlantı

Gerçek şu ki;

Gönlümüzden aklımıza doğru uçuşan duygularımızın kayıt altına alınmasının ne kadar zor olduğunu bilsek de en azından dağarcığımızda yer etmiş bazılarını buraya çivilemek az iş olmasa gerek. İnsanı yazmaya kışkırtan "şey" nedir.? Duygularımız coşturan "şey" nedir? Nedir insanı şaşırtan? Nerede bir soru işareti (?) varsa biz peşindeyiz.. Biz aslında "neyin" peşindeyiz? Zaten "neyin" peşinde olduğumuzun cevabını "hakkelyakiyn" olarak "bildiğimizde" iş

Ana Gövde

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • e-posta
  • RSS

    Kategoriler

    Linkler

  • bizimada
  • Blogcu Yardım
  • dilsizmutercim
  • murat destebaşı
  • istiklalmarsi

    Reklam

  • Add to Technorati FavoritesTech Profile

    IP

    Birleşmiş Milletlerin Açlık Sitesine Girin 
Orada Göreceğiniz Sarı Düğmeye Tıklayın.Dünyanın Herhangi bir Yerinde Aç Bir insan Yiyecek Alıyor. Size Hiçbir Maliyeti Yok, Yiyeceğin Parası Reklam Logolarını Görmeniz ile Reklam Yapan Sponsorlar Tarafından Ödeniyor,Tüm Yapacağınız Bu Siteye Girmek ve Yiyecek Bağışla Help Feed The Hungry) Düğmesine TIKLAMAK. Bir Saniye Sürüyor, Günde Sadece Bir Kere Bağışta Bulunabiliyorsunuz.Ve beni her ziyaret edişinizde bu yardımı yapın!


    Bloglar Alemi

    Kayıt: - Toplam:
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa