Karalama Defteri

21/11/2007 - Öykümsü Denemeler-1 (Safdil)

Kategori: Edebiyat

 

-Uf be! Bu ne? Bu kadar insan...

-Hiç bu kadar insanı bir arada görmemiştim.

-İpini koparan gelmiş.

 

Yoğunluk kadar çoğunluk var.

Mevcudat kadar insan. Mahşeri ve askeri bir prova mı?

-Evet.

Ama. Korkular salınmış.

-Endişeli misin? Kulağının ardından kan damlıyor.

Burunlarınızı yere atın. Sürtülsün.

Ürperiyorsun.

-Korkuyor musun? 

Kan titrek, can titrek.

-Haydin yürüyün. Tek ve tek.

Gözlerine ak düşmüş bak. Gözlerin akıyor.

Dinlemedin ki hiç. Bakma demiştim sana.

-Durun! Sakın aşağıya bakmayın. Bu tarafa bakın.

 

Pazar kurulmuş, panayır. Can pazarı mı salınan? Telaşın peşinden koşuyor uğultu koyu bir bulut gibi.

-Soyunun! Çırıl çıplak olun. Bakmayın. Bu tarafa bakın!

-Koşun. Sakın arkanıza bakmayın! Yürüyün.

 

Gökyüzünün heyecanı beni de heyecanlandırdı. Ne bekliyor ki, kızıllanmış. Dekor yavaş yavaş tamamlanıyor.

Tamam.

Artık homurdanın.

Susmayın!

Mırıldanın.

 

-Heyy ! David’i gördün mü buralarda?

-Hayır. Sen Yavuz’a rastladın mı hiç?

-Evet. David, Yavuz’u sormuştu bana az önce.

-Ya, öyle mi!

- !!!...

 

Adem’in veletleri birbirlerini arıyor. Biri diğerinin peşinde.

Soruyor biri: “Falancayı gördün mü? “

 

Yoğun bir kompozisyon. Meydanda oradan oraya koşan insanlar ve onlardan semaya yükselen korku dolu boğuk bir uğultu ve çaresizliğin nişanesi yankılar, arada bir de olsa bağırışmalar.

 

 

-Hakkımı istiyorum senden!

-Ne hakkı...!

-Mutlak Otorite’ ye çıkacağız...

.......?!

 

Olanlara bakın hele! Bir yanda kaçanlar, bir yanda kovalayanlar!

 

Kaçmak çare mi?

Ne münasebet! Değil elbet. 

Peki ya olup bitenlere ne ad takalım? Korku, macera, merakın peşinden koşmak, bilmediğinin ardından sürüklenmek, sükünet, emniyet, huzur, mutluluk, hüzün. Hangisi? Hiçbiri! O zaman şöyle diyelim: işler olacağına varır. Evet, bu esaslı oldu.

 

-Buldum!

En çarpıcı ismi buldum: Safdillik.

Bak bakayım koşanlara. Ta alınlarına bak. Çoğunun alnında büyük harflerle “safdil” yazıyordur. Ama dur! Hepsini aynı kefeye koymayalım. Peki, hangilerine safdil diyelim?

 

Birinci tespit: Kaçanlar safdildir.

 

Hakikati bulduk.

-İtiraz eden var mı?

Var! Ben itiraz ediyorum. Niye kaçanlar safdil olsun. Hem niye kaçmasınlar ki? Olabilecekleri tahmin ettikleri için kaçıyorlar, görmüyor musun?

 

İkinci tespit: Kovalayanlar safdildir.

 

-İtiraz eden?

Var elbet. Kabul edilemeyecek olan şeyleri kabul edilebilir olarak sunmayın arkadaşlar! Bunu kabul etmek başlı başına safdilliktir. Acele etmeyin öyle. Kovalayanlar, haklı olarak kovalıyor. Çünkü alacakları var. Onlar tahsilât peşinde.

 

İtirazcılar dinlendi... Aradan biri fırladı.

-Benim de itirazım var!

Artık itirazları kabul etmiyoruz, diye kuvvetli bir ses işitildi.

Ve koro halinde: “korkunun ecele faydası yok!” şarkısı üç kere tekrarlandı.

 

Akıp giden zamandan çalındı bir tutam kadar. Hırsız pişman olacak ki, kenarda bir yerde başını iki elinin arasına almış perişan bir vaziyette bekliyor akıbetini. Orda öylece hiç kıpırdamadan duruyor. Zaman ferman buyurmuş mudur kim bilir? Eğer öyleyse ağlama vaktidir şimdi.

 

Kulağını aç ve dinle şimdi!

-“Bom”- diye bir ses!

Nerden geldi bu ses?

Batı tarafından.

Meydanda bulunan insanların bir kısmı o tarafa doğru kayıverdi. Sadece bir çığlıkmış.

 

Böyle çığlık olur mu? “Bom” diye çığlık olmaz kardeşim. Hem de sebepsiz yere olmuş!.

Olay yerine gelen yetkililer rapor tuttu: Kaynağı belli olmayan bir ses işitildi. Adına “failsiz acılar” diyorlarmış. Olay yerinde inceleme yaptık. Hiçbir bulguya rastlayamadık.

 

Ve kayıtlara geçtik: Tanımsız.

Birde altına şerh düştük: Olağandır.

 

Yetkililer tanımlayamadı. O zaman biz tanımlamaya çalışalım. Bir olayın, bir vakanın, bir fiilin olması, vuku bulması için “fail”e ihtiyaç vardır. Bu bilgiden hareketle diyebiliriz ki: çığlığın olduğu yerde mutlaka bir çığlık atan vardır. Öyleyse “failsiz acılar” diye bir şey olamaz kardeşim!

 

Sonuç: Sonuç mu, ne sonucu?!


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Gönder

2008-02-16 17:11:34 - s.a

Yorumcu: destebasi
Kur'an'dan Peygamber Duaları
Rabbim, Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkanını) verdin, sözlerin yorumundan (bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve yerin Yaratıcısı, dünyada ve Ahiret'te benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat.

Hz.Yusuf (AS) Duası - Yusuf 101
Bağlantı

2008-01-19 00:25:51 - merhaba

Yorumcu: siirimsilerle
yüreğinize sağlık
Bağlantı

2007-11-27 02:11:22 - :)

Yorumcu: smge
Allah rahatlık versin arkadaşım:)) sevgiyle..
Bağlantı

2007-11-21 21:20:01 - Yine harika bir anlatımın içindeydim..Teşekkür ederim...

Yorumcu: uyuyankar

Kişisel kanaatimce
edebiyatta okurken hissedebilmek,
en can alıcı noktasıyla ilikleniyor
ve okuyupta anlamak isteyene,
hayatın çoğulluklarını kazandırıyor...
işte aynen böyleydi.
Nesirinizi okurken önce durdum sonra irkildim
gördüm ve aynı yerde bulundum ve dokunabildim harflere
şimdi size, yüreğinize sağlık desem,
biliyorum ki çok az kelimlerle anlatımınızdaki güçlülüğü resmedemicem..
edebiyatı sizin dilinizden okumak,
bana çok fazla şey katıyor en azından bunu bilmenizi isterim hocam..
ve ayrıca sayfama gelmenizle beraber, yoruma bile edebiyatla cevap vermeniz
ve ordaki desteğiniz beni çok duygulandırdı...çok teşekkür ederim...
çok güzel yazmışsınız.
___________

sayın edebiyatçımıza, kısa bir cevap vermek isteyişimin tek sebebi,
saygısızca yapılmış bir eleştirinin tepkisiydi...eleştiriye açık bir insanım ama
eleştiri yapılıyorsa bunun da bir dili var diye düşünüyorum...
vakit kaybı sözü en çok incitti beni..bir yazıya yada şiire emek veriyorsun
gözün gibi sakındığın bir parçayı bir tek sözle delip geçebiliyorlar.
kendi içlerindeki, insancıl gelişimlerini tamamlayamamış kişiler!
yüreğimden sipariş ister gibi mutluluğu yazmamı isterken,
uygunsuz cümlelerin içinde yüzebiliyorlar...
____________

Yeniden teşekkür ederim hocam...

SEVGİ VE SAYGILARIMLA
Bağlantı

Gerçek şu ki;

Gönlümüzden aklımıza doğru uçuşan duygularımızın kayıt altına alınmasının ne kadar zor olduğunu bilsek de en azından dağarcığımızda yer etmiş bazılarını buraya çivilemek az iş olmasa gerek. İnsanı yazmaya kışkırtan "şey" nedir.? Duygularımız coşturan "şey" nedir? Nedir insanı şaşırtan? Nerede bir soru işareti (?) varsa biz peşindeyiz.. Biz aslında "neyin" peşindeyiz? Zaten "neyin" peşinde olduğumuzun cevabını "hakkelyakiyn" olarak "bildiğimizde" iş

Ana Gövde

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • e-posta
  • RSS

    Kategoriler

    Linkler

  • bizimada
  • Blogcu Yardım
  • dilsizmutercim
  • murat destebaşı
  • istiklalmarsi

    Reklam

  • Add to Technorati FavoritesTech Profile

    IP

    Birleşmiş Milletlerin Açlık Sitesine Girin 
Orada Göreceğiniz Sarı Düğmeye Tıklayın.Dünyanın Herhangi bir Yerinde Aç Bir insan Yiyecek Alıyor. Size Hiçbir Maliyeti Yok, Yiyeceğin Parası Reklam Logolarını Görmeniz ile Reklam Yapan Sponsorlar Tarafından Ödeniyor,Tüm Yapacağınız Bu Siteye Girmek ve Yiyecek Bağışla Help Feed The Hungry) Düğmesine TIKLAMAK. Bir Saniye Sürüyor, Günde Sadece Bir Kere Bağışta Bulunabiliyorsunuz.Ve beni her ziyaret edişinizde bu yardımı yapın!


    Bloglar Alemi

    Kayıt: - Toplam:
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa