Karalama Defteri

  • 1/1/2009 - 2.Şerh
  • Kategori: Muhasebat

    2.Şerh                                                                             20.10.30

    Hayatımızda rakamlardan başka değişen nedir ki?
    Bu soru birilerinin yeni yıla girdiğimizin uyarı ve hatırlatmasına karşılık verdiğim cevap niteliğindedir.

    Yaymış kollarını

    küre-i arzdadır

    tasarrufu,

    Hayal gücüne ihtiyacımız var.
    Kollarımı kaybetmiş miyim ki, tutup fırlatıyorum küfrü o derin yuvasından?
    O’nun kolları yayılmış da yayılmış.

    Buldurdan gelen o şems çubukları nerede?
    Üstünden bir yıl geçmiş diyorlar.
    İnanma sen!
    Zaman seni aldatmasın.
    Rakamlar büyülü olabilir ve seni de büyülemiş olabilir.
    Küre-i arz dediğin nedir?
    Evvelden bir adam küre-i arz dediği için asılmış.
    Kimin umurundaki?
    Ya bu tasarruf meselesi.
    Boyun eğmekten başka çare yok.
    Eğer varsa, bu ‘var’lık şimdiye kadar neredeydi?


    Abdullah

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 30/11/2008 - 1.Şerh
  • Kategori: Edebiyat



    1.Şerh
                                                                  92.21.01

    Şems çubukları
    çıkmış, bak
    ötüyor hu hu,

    Güneş ışığı.
    Gönül aydınlığı.
    Gözlerim kamaştı.
    Şems de neyin nesi?
    Şemseddin’den selam var bize.
    Gözlerimizden çok derin hasretle öper.
    Allah selamet versin!
    Çubuk ne işe yarar ki?

    Lakin, güneş ışığı işlerimize yağabilir.
    Demek ki her gördüğümüzü adamdan saymayacağız.
    İlkin semavi işlerden anlayıp anlamadığını soracağız.
    Muhtemelen semaverde demlenen çaydan azim derecede lezzet alıyordur.
    Hal böyle olunca bülbülün şakımasına ne gerek var?
    Çünkü baykuş gece söyler.

    Evvelden çubuk ne işe yarar diye sormuştuk.
    Şimdi de bülbül öterse ne yazar diye soralım.
    Sormasına soralım da baykuşu küstürdüğümüzün farkına varacak mıyız?
    Bir de guguk kuşu var.
    Sen ondan haber ver...
    ........


    Abdullah.

     

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 25/8/2008 - Tas'ladığımız şey tos'ladığımız şey olacak!
  • Kategori: Muhasebat

    İnsanın içindeki kopan fırtınalar kadar, doğada dış âlemde o kadar sükûn ve sürekli nizam mevcut.

    Nizam ve intizam öylesine inatçı ki her şeye rağmen insanı kahredercesine sürekliliğini koruyor ve yine koruyor.

     

    Biz kendimizi biliriz.

    Ben kendimi bilirim.

    İçimde olanların simetrik olmadığı doğru ise de en azından yok olmayacak kadar tutunduğum bir kuru daldan da mahrum değilim. Simetrik bir hayata ne kadar da ihtiyacım var.

    Benim kendimi bilişim kurtuluşuma vesile olacaksa bilmeye devam edeceğim.

    Eğer aksi olacaksa kendini bilmez bir şekilde yaşayıp gidecek miyim? Tuttuğum kuru dalı bırakmaya hiç niyetim yok.

    Belki bir gün yeşerir.

    Onun yeşermesi elimin de yeşermesine vesile olursa gözlerimin parıldayışıyla birçok insan dirilebilir.

    Parıl parıl parıldayan gözlere ihtiyaç var.

    Parıldadıkça parıldatan bakışlara ihtiyacımız var.

    Herkesin bana ihtiyacı var.

    Benim herkese ihtiyacım var mı?

     

    Ben eskiden böyle değildim.

    Böyle dertlerim yoktu.

    İyi hatırlıyorum.

    Hep ileri, yükseklere çıkmak için simetrik oturuşlardan geldik buralara. Eskiye ağıt kimseyi kurtarmadı.

    Beni de kurtarmayacak.

    Bunu biliyorum.

    Kuvvetli bir sarsıntıyla sarsılacağımız bize ta bilmem kaç yüzyıl önce haber verilmişti.

    Bekleyin denilmişti.

    Öyle ki beklediğimizi bile unuttuk.

    Unutkanlığımız kurtuluşumuzla neticelenecek mi?

    Ne iyi olurdu.

    Unutkanlığımız kadar hanemize sevap yazılsa.

    Sonra yazılan sevaplar yetmiş yedi ile çarpılsa.

    Bir kez daha çarpılsa.

    Olur mu ki?

     

    Sorumluluk bir çiğnem et kadar basitçe mi?

    Aklıma yatmıyor bu.

    Kafama estiği zaman kulluk, kafama estiği zaman ilahlık! Başaramayacağız.

    Kesinlikle başaramayacağız.

    Tasladığımız şey toslayacağımız şey olacak.

    Olacak ne kelime oldu bile.

    Olanla ölene çare yok.

    Bu cümle buraya gitmedi.

    Son pişmanlık fayda vermez deyimi de buraya gitmez.

    Zaten bu deyimler fani olanlar için geçerli.

    Uzun boylu sözlere ihtiyacımız var.

    İhtiyacımız olan bu sözler kalbimize ilka olmadıkça iflah olmayacağız. Dua edersem kalbime ilka olur mu bu sözler?

    Lütuf olunsun diye bekliyorum.

    Bizi kurtarmaya muktedir olanın yardımını bekliyorum.

    Elime ne kadar da güvenirdim.

    Şimdi elimden tek gelen beklemek.

    Her bekleyişin bir sonucu olmalı.

    Yaşamımız ve ölümümüz Âlemlerin Rabbi Allahın şeditlenmeyeceği bir şekilde olsun.

    Ve sonra dirilişimiz de bizim istediğimiz şekilde…


    Abdullah.
    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Gerçek şu ki;

    Gönlümüzden aklımıza doğru uçuşan duygularımızın kayıt altına alınmasının ne kadar zor olduğunu bilsek de en azından dağarcığımızda yer etmiş bazılarını buraya çivilemek az iş olmasa gerek. İnsanı yazmaya kışkırtan "şey" nedir.? Duygularımız coşturan "şey" nedir? Nedir insanı şaşırtan? Nerede bir soru işareti (?) varsa biz peşindeyiz.. Biz aslında "neyin" peşindeyiz? Zaten "neyin" peşinde olduğumuzun cevabını "hakkelyakiyn" olarak "bildiğimizde" iş

    Ana Gövde

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • e-posta
  • RSS

    Kategoriler

    Linkler

  • bizimada
  • Blogcu Yardım
  • dilsizmutercim
  • murat destebaşı
  • istiklalmarsi

    Reklam

  • Add to Technorati FavoritesTech Profile

    IP

    Birleşmiş Milletlerin Açlık Sitesine Girin 
Orada Göreceğiniz Sarı Düğmeye Tıklayın.Dünyanın Herhangi bir Yerinde Aç Bir insan Yiyecek Alıyor. Size Hiçbir Maliyeti Yok, Yiyeceğin Parası Reklam Logolarını Görmeniz ile Reklam Yapan Sponsorlar Tarafından Ödeniyor,Tüm Yapacağınız Bu Siteye Girmek ve Yiyecek Bağışla Help Feed The Hungry) Düğmesine TIKLAMAK. Bir Saniye Sürüyor, Günde Sadece Bir Kere Bağışta Bulunabiliyorsunuz.Ve beni her ziyaret edişinizde bu yardımı yapın!


    Bloglar Alemi

    Sayfa:: 1 - Toplam: 12
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa